anamursedir-anamur dergi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı

Anamur SEDİR

Anamur SEDİR 1993-1994

   -Aralık   1993  1. Sayı
   -Ocak    1994  2. Sayı
   -Şubat   1994  3. Sayı
   -Mart     1994  4. Sayı
   -Mayıs   1994  5. Sayı

Saat

Ana Menü

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 8  
»Bugün 1099  
»Toplam 1026972  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 23.21.23.126
» Bu sitemizi ziyaretiniz

HAVA DURUMU

ANAMUR

Sponsor Alanı

Neşe öğretmen

Hüseyin ŞİNASİ

25 Eylül 2013, 10:28

Hüseyin ŞİNASİ

                             NEŞE ÖĞRETMEN

         Dün akşam bir sosyal paylaşım sitesinde dolaşırken rastladığım bir anıyı sizlere ulaştırmak boynumun borcuydu. Bu vesile ile ülkenin en ücra köşelerine kadar gidip iyiyi, doğruyu, güzeli öğretmek, birlik ve beraberliği yaşatmak için hiçbir fedakarlıktan geri durmayan öğretmenleri kutlar, yeni eğitim-öğretim yılında başarılar diliyorum. İyi ki varsınız.

           “Neşe, Tekirdağ Şarköy’de, 1972 yılında, Alten ailesinin en küçük kızı olarak dünyaya gelmişti. Öğretmen olmak istiyordu. Eğitim Fakültesi’nden 1993 yılında mezun oldu. Ataması Diyarbakır’ın Bismil ilçesine yapıldı.
            Bölücü örgüt, öğretmenleri “Türk asimilasyonunun” en önemli parçası sayarak, eylem yapma kararı almıştı. Emri, bugünlerde devlet yetkililerince “kanı durdurmak için herkesle görüşülür” denilerek müzakere yapılan Apo vermişti.
            Neşe henüz 22 yaşındaydı. Çıtı pıtı, çocuk görünümlü bir kızcağızdı. “Bayrağımızın dalgalandığı her yere giderim” diyor, başka bir şey demiyordu.
            Nokta tayininin çıktığı teröre müzahir bölge olan Çavuşlu Köyü’ne ulaşır ulaşmaz, görev yapacağı okula gitti. Hali içler acısıydı. Köy muhtarı ve köyün ileri gelenleriyle konuşup, eksikleri gidermek için yardım istedi. Köylüler isteksizdi. Ancak “Parasını ben vereyim” deyince onarımı başlatabildi. İlk maaşının büyük bölümünü ustalara verdi, gerisini de borçlandı.
            1993 yılının 26 Ekim’i... Neşe yorgun   argın okuldan eve geldi. Program defterine ertesi günün derslerini yazdı. Biraz dinlendikten sonra babasına “Tamirat işleri yüzünden açıldık. Evde sivri biberimiz var istersen onları kızartalım ekmek ve yoğurtla yeriz” dedi. Henüz bir ocakları yoktu. Biberleri hazırladı, tavayı mavi piknik tüpüne koydu. Ekmek ve yoğurdu masaya bıraktı. Hava iyice kararmış, köydeki köpekler sürekli havlıyor; onun ötesinde uluyordu.
            Köpek ve rüzgar sesinden, önce kapının vurulduğunu duymadılar. Sertçe çalmaya devam edince, babası “Kim o” diye seslendi. “Açın, hoca hanımla bir şey görüşeceğiz” dedi kapıyı çalanlar.
            Açtılar. Karşılarında silahlı iki yarasa. “Dışarı çıkın” diye bağırdılar.
          Türkçeyi düzgün konuşanı, “Biz faşist T.C.’nin hiçbir öğretmenini Kürdistan’a sokmayacağız, biletlerini iptal etsinler” demedik mi diyerek, Neşe’nin yaşlı babasını tokatlayarak yere yuvarladı.
          Neşe, köylülerden yardım gelir umuduyla bağırmaya başladı. Avazı çıktığı kadar haykırdı ama köyden “yardıma gelen kimse” çıkmadı.
          Doğrulan babası “Yapmayın” diye yalvarıyordu. Yarasalardan biri silahın namlusunu Neşe’nin babasının kafasına dayadı ve tetiğe bastı.
          Neşe donup kaldı. Tekrar bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Kendini olduğu gibi yere bıraktı. Neşe’yi saçından tutup tekme ve dipçik darbeleriyle köyün çıkışındaki tepeye kadar sürüklediler.
          Genç kızın üstündeki elbise paramparça oldu. Bedeni sefil yaratıkların gözleri önündeydi. Bu arada yarasaların sayısı beş olmuştu.
          Neşe gözleri açık ve donuk, ölüme hazır bir huri gibi bakıyordu.
          Biri kalaşnikofunu seriye aldı ve Neşe’nin sağ göğsünün üstüne dayayıp tetiği çekti. Beş mermi Neşe’nin göğsünü parçalamaya yetmişti.
          Yarasalar tatmin olmadı. Diğer göğsünün de hakkını verelim dediler gülerek. Aynı işlemi cansız bedeninin diğer göğsünde de tekrarladı biri. Ailesinin üzerine titreyip kıyamadığı Neşe’nin elbiseleriyle birlikte vücudu da lime lime oldu...”
           “Neşenin ölümü insan hakları için mücadele ettiğini iddia eden hiçbir dernek tarafından kınanmadı. AB komiserleri kimseye “ne yapıyorsunuz” demedi. Sokak köpekleri için kıyameti koparanların sesi çıkmadı. Azıcık nasırına basılsa bağıranlardan tek bir açıklama gelmedi. Aydınlardan “bunu umursuyorum” diyen olmadı. Neşe öğretmen ve babasının arkasından on binler yürümedi” diye not düşüyor Önsel bu trajik hikâyenin finaline.
            Ve ekliyor:
            “Bu katilleri, Apo’yla beraber serbest bırakmak için yapılacak bir genel affı, toplumsal barış naralarıyla halka kabul ettirebilmek için rehin tutuluyoruz!”
           Yıllardır içeride -çoğu- dimdik duran o askerlere, o gazetecilere, o hukukçulara, milletvekillerine değil milletin kendisine soruyorum:
           - Neşe’lerin, sizin evlatlarınızın kanını “fidye” olarak verecek misiniz gerçekten bu ikiyüzlülere?"

 

Bu haber 206 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN (Şiir)22 Nisan 2014

Son Dakika

Sponsor Alanı

ANKET

ANAMUR OKULLARINDA SERBEST KIYAFET UYGULANSIN MI?




Tüm Anketler

Sponsor Alanı

0cak - 2012 / Her Hakkı Saklıdır / Kaynak gösterilip, sitemizin ilgili sayfasına link verilerek alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir-Site ticari olmayıp, kütüre hizmet eder.
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Anamur Sedir